Tıp dünyasının en zorlu alanlarından biri olan nadir hastalıklar, hem teşhis hem de tedavi süreçlerindeki karmaşıklığıyla milyonlarca hastayı ve aileyi etkilemeye devam ediyor. Bu zorlukların üstesinden gelmek ve modern teknolojinin tüm imkanlarını hastaların hizmetine sunmak amacıyla hayata geçirilen Ufuk Avrupa Programı kapsamındaki ERDERA Ortaklığı, yeni bir dönem başlatıyor. Avrupa genelinde yaklaşık 30 milyon insanın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bu girişim, “çözülemez” olarak görülen vakalara yüksek teknoloji ve uluslararası iş birliği ile ışık tutmayı hedefliyor. ERDERA bünyesinde açılan yeni çağrı, nadir görülen genetik ve genetik olmayan hastalıkların tanı ve tedavi süreçlerinde çığır açacak projeleri bekliyor.
Avrupa’nın En Büyük Nadir Hastalık Girişimi Sahne Alıyor
Kısa adıyla ERDERA (European Rare Diseases Research Alliance) olarak bilinen bu devasa ortaklık, Avrupa’yı nadir hastalıklar alanında araştırma ve inovasyonun küresel lideri yapma vizyonuyla hareket ediyor. 37 farklı ülkeden 170’i aşkın paydaşın katılımıyla şekillenen bu yapı, 7 yıla yayılan stratejik planı ve 380 milyon euroluk dev bütçesiyle dikkat çekiyor. Sadece bir finansman kaynağı olmanın ötesinde, ERDERA kamu ve özel sektörü aynı masa etrafında toplayarak akademik araştırmaların doğrudan hasta yararına dönüşmesini hızlandıracak bir yapı inşa ediyor. Bu sayede, laboratuvarlarda elde edilen veriler hızlıca klinik uygulamalara aktarılarak hastaların yaşam süresi ve kalitesinde somut iyileşmeler sağlanması amaçlanıyor.
Yapay Zeka ve İleri Analiz Yöntemleriyle Yeni Bir Teşhis Çağı
Yeni ilan edilen ERDERA 2026 Uluslararası Ortak Çağrısı, özellikle “çözülemeyen” vakalara odaklanıyor. Belirsiz genetik varyantların sınıflandırılması, hayvan modeli sistemleri ve çoklu-omik analiz yöntemleri gibi ileri bilimsel teknikler, bu projelerin temel taşlarını oluşturuyor. Projelerde sadece geleneksel yöntemler değil; biyoinformatik, gelişmiş matematiksel modeller ve özellikle yapay zeka tabanlı platformların kullanımı teşvik ediliyor. Klinik verilerin çevresel ve yaşam tarzı verileriyle entegre edilmesi sayesinde hastalıkların mekanizmalarını çözen dijital haritalar ve bilgi grafikleri oluşturulacak. Bu teknolojik dönüşüm, teşhis konulamayan hastalar için yeni bir umut kapısı anlamına geliyor.
Türkiye’deki Araştırmacılara ve Şirketlere Önemli Destek
Bu büyük araştırma ağının bir parçası olan Türkiye, TÜBİTAK aracılığıyla yerli araştırmacı ve girişimcilere önemli finansal destekler sunuyor. Çağrı kapsamında geliştirilecek projelerin süresi 36 ay ile sınırlı tutulurken, proje başına sağlanacak destek miktarları da belirlendi. Yükseköğretim kurumları ve kamu kuruluşları için 100 bin euro olarak öngörülen destek sınırı, özel sektör kuruluşları ve KOBİ’ler için 250 bin euroya kadar ulaşıyor. Bu teşvikler, Türkiye’nin nadir hastalıklar alanındaki bilimsel birikimini uluslararası arenaya taşıması ve küresel çözüm ağının etkin bir parçası olması için büyük bir fırsat sunuyor.
Başvuru Süreci ve Kritik Tarihler
Nadir hastalıklar alanında yenilikçi çözümler üretmek isteyen araştırmacılar için başvuru takvimi de netleşti. Uluslararası proje önerilerinin 12 Şubat tarihine kadar çağrı sekretaryasına iletilmesi gerekiyor. Türkiye içindeki ulusal başvurular için ise 20 Şubat tarihi son gün olarak belirlendi. İkinci aşamaya geçmeye hak kazanan projeler için son sunum tarihi ise 8 Temmuz olacak. Bu süreç, sadece tıbbi bir araştırma değil, aynı zamanda veri paylaşımı ve küresel bir klinik araştırma ağının kurulması yolunda atılmış dev bir adımdır. Bilim ve teknolojinin el ele verdiği bu platformda, nadir hastalıkların “nadir” ama “çaresiz” olmadığı bir gelecek kurgulanıyor.

Yorumlar kapalı.