1. Haberler
  2. Yaşam
  3. Kadınlar Neden Duygusal Olarak Daha Çabuk Yorulur?

Kadınlar Neden Duygusal Olarak Daha Çabuk Yorulur?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Modern dünyanın hızı ve bitmek bilmeyen talepleri arasında biz kadınlar duygusal olarak daha çabuk yoruluruz. Hem yapımız gereği hem dünyanın hızı ve bize düşen sorumluluklar neticesinde, ruhsal enerjimizin tükendiğini hissetmek son derece insani bir durumdur. Ancak yapılan pek çok gözlem ve çalışma göstermektedir ki kadınlar bu yorgunluğu erkeklere oranla çok daha derin ve sık yaşamaktadır. Bu durumun temelinde sadece biyolojik farklılıklar değil aynı zamanda toplumun yüklediği görünmez sorumluluklar ve duygusal emek süreçleri yer alır.

Duygusal yorgunluk sadece çok çalışmakla ilgili değildir. Bu durum zihnin sürekli bir şeyleri organize etmesi, başkalarının hislerini gözetmesi ve kendi ihtiyaçlarını listenin en sonuna koymasıyla ilgilidir. Kendi iç dünyamızda verdiğimiz bu sessiz mücadele bir süre sonra ruhsal bir boşluk hissi yaratır.

Görünmeyen Zihinsel Yük ve Planlama Labirenti

Kadınların en çok yorulduğu alanlardan biri “zihinsel yük” olarak adlandırılan süreçtir. Bu sadece bir yemeği pişirmek veya bir temizliği yapmak değildir. O yemeğin malzemelerinin eksik olup olmadığını kontrol etmek, evin genel düzenini sağlamak ve aile üyelerinin ihtiyaçlarını onlar dile getirmeden fark etmek bu yükün parçasıdır.

Zihin hiçbir zaman tam anlamıyla dinlenmez. Sürekli arka planda çalışan bir yazılım gibi yarının planlarını, ödenmesi gereken faturaları ya da sevdiklerinin özel günlerini hatırlar. Bu sürekli tetikte olma hali sinir sistemini yorar ve enerjinin hızla tükenmesine neden olur. Bir işi yapmak değil o işin planlayıcısı ve yöneticisi olmak asıl yorgunluğu yaratan etkendir.

Empati Yeteneği ve Duygusal Sünger Etkisi

İnsanlarla kurulan bağlar hayatın en güzel yanlarından biridir ancak bu bağlar bazen tek taraflı bir enerji emicisine dönüşebilir. Özellikle yakın ilişkiler söz konusu olduğunda karşı tarafın üzüntüsünü, öfkesini veya stresini kendi üzerine alma eğilimi oldukça yüksektir.

Empati kurmak bir yetenek olsa da sınırları çizilemediğinde ruhun bir sünger gibi çevredeki tüm negatifliği çekmesine yol açar. Başkalarının sorunlarını çözmeye çalışmak ve onların duygusal yükünü hafifletmek için çabalamak kendi duygusal rezervlerini tüketir. Bu süreçte kişi kendi duygularını yaşamaya fırsat bulamaz ve başkalarının hayatını idare ederken kendi iç huzurunu kaybedebilir.

Mükemmeliyetçilik Baskısı ve Toplumsal Roller

Toplumun kadınlardan beklentileri çoğu zaman gerçek dışı bir mükemmellik seviyesindedir. İyi bir profesyonel, anlayışlı bir partner, sabırlı bir ebeveyn ve her zaman bakımlı bir birey olma baskısı omuzlara ağır gelir. Bu roller arasında denge kurmaya çalışırken yapılan her küçük hata büyük bir suçluluk duygusuyla geri döner.

Hata yapma lüksünün olmadığını düşünmek sürekli bir performans kaygısı yaratır. Kendine karşı acımasız olan iç ses her zaman daha fazlasını yapması gerektiğini söyler. Bu bitmek bilmeyen yarış ruhu hırpalar ve duygusal bir bitkinlik kaçınılmaz hale gelir. Kendi standartlarını başkalarının beklentilerine göre belirlemek özgürlüğün önündeki en büyük engeldir.

Fiziksel Sağlık ve Ruhsal Dengenin İlişkisi

Duygusal yorgunluğun bir diğer boyutu ise bedensel sinyallerle doğrudan bağlantılıdır. Stres altındaki bir zihin vücutta kortizol seviyelerini artırarak genel sağlık durumunu olumsuz etkileyebilir. Uyku düzensizlikleri, odaklanma güçlüğü ve sürekli bir halsizlik hissi bu durumun dışavurumudur.

Vücut aslında “dur” demektedir ancak biz çoğu zaman bu çağrıya kulak tıkamaya devam ederiz. Ruhun yorgunluğu bedende ağırlık yapar ve kişi sabahları uyandığında bile kendini dinlenmiş hissedemez. Kendi sınırlarını fark etmek ve bedenin ihtiyaç duyduğu o sessiz anları ona tanımak bu döngüden çıkışın anahtarıdır.

Kendine Dönmek ve Sınırları Yeniden İnşa Etmek

Bu tükenmişlik halinden kurtulmanın yolu dış dünyaya verdiğimiz enerjiyi biraz olsun kendimize yöneltmekten geçer. “Hayır” diyebilmek sadece bir reddediş değil aynı zamanda kendi ruhsal sağlığını koruma girişimidir. Herkesi mutlu etmeye çalışmanın imkansızlığını kabul etmek kişinin üzerindeki o ağır baskıyı hafifletir.

Günün sadece birkaç dakikasında bile olsa hiçbir sorumluluk almadan sadece var olmak zihnin kendini resetlemesine yardımcı olur. Duygusal yorgunluk bir kader değildir aksine yaşam tarzında yapılacak küçük ama etkili değişimlerle yönetilebilecek bir durumdur. Kendi değerini başkalarına sağladığın fayda üzerinden değil sadece var olduğun için kabul ettiğinde gerçek iyileşme başlar.

Kadınlar Neden Duygusal Olarak Daha Çabuk Yorulur?
Yorum Yap

E-Posta Aboneliği Başlat

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Alfa Kadın ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet